Bir varmış, bir yokmuş…
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde…
Claudiopolis diye bir şehir varmış…
Bu şehir 1999 yılında büyük bir deprem yaşamış. Halk büyük zarar görünce harekete geçilmiş. Önce ‘kalıcı’ bir hayat sürdürebilmek için ‘Kalıcı konutlar’ yapılmış…
Bu kalıcı konutlarda konut olur da okul olmaz mı? Onu da dikmişler… Artık herkes çocuğunu kilometrelerce öteye okutmaya göndermek yerine evinin yanı başındaki okula gönderiyormuş.
Yalnız gün gelmiş, öğrenci velileri canlarından bezer olmuş. Çünkü okulun o kadar masrafı varmış ki artık anne, babalar çocuğun okul parasına yetişmekten evde tencere kaynatamaz hale gelmişler. Çünkü ha bire okula para ödüyorlarmış…
Dolap takılacak ver parayı…
Bilgisayar masası alınacak ver parayı…
Masa örtüsü alınacak ver parayı…
Minder alınacak ver parayı…
Yazıcı alınacak ver parayı…
Ses düzeni kurulacak ver parayı…
Yardımcı kitap alınacak ver parayı…
Ivır alınacak ver parayı…
Zıvır alınacak ver parayı!
Kira öder gibi!
Daha bitmedi…
Hani aidat parası yoktu…
25 TL de aidat parası ver, kermesimiz de var 10 TL de ona çıkın koltuk, ee öğretmenlerimiz bizim eserimiz, haydi ona da hediye alalım, 20 TL de ona toplayalım. Fotokopi, çiçek, spor topları, baskül, okul arması, sinema, tanışma çayı, yazıcı için toner, öğrencilere verilen izli defter, marketten alınan peçete, mendil v.s şeyler için de para lazım tabii…
İş o raddelere gelmiş ki, olanlara güler misin, ağlar mısın…
Geçen yıl ilköğretime yeni başlayan öğrencilerin velileri okulun giriş katına kalebodur mudur, fayans mıdır nedir bir döşeme yaptırmışlar. İddiaya göre parasını da veliler cebinden vermiş tabii... İkinci sene çocukları sınıf atladığı için üst kata çıkmaları gerekiyormuş. Veliler “hoooop arkadaş” demiş. ‘Biz geçen sene cebimizden para verdik, yerleri yaptırdık. Şimdi başkasının çocuğu mu burada okuyacak. Olmaz. Bizim çocuklarımız burada kalacak’ demişler.
Eee, adamlar cebinden para vermiş, çıkartabilir misiniz? Bu sene okula başlayanları bir üst kata atıvermişler.
+++
Ne diyelim, bu okulu bitiren “tüccar” olur valla…
Haaa, bu arada okul İstiklal Marşımızın yazarının ismini taşıyormuş!
Bu da Akif’in “Seyfi Baba” şiirinin son dizesini, o okulun velileri adına aklımıza getirdi tabii:
“Ya hamiyyetsiz olaydım, ya da param olsa idi!”


